21 Temmuz 2008 Pazartesi
Choose life- Trainspotting-LIFE IS FOR MY OWN TO LIVE MY OWN WAY
"choose life. choose a job. choose a career. choose a family. choose a fucking big television. choose washing machines, cars, compact disc players and electrical tin openers. choose good health, low cholesterol, and dental insurance. choose fixed interest mortgage repayments. choose a starter home. choose your friends. choose leisurewear and matching fabrics. choose diy and wondering who the fuck you are on a sunday morning:) choose sitting on that couch watching mind-numbing, spirit crushing game shows, stuffing junk food into your mouth. choose rotting away at the end of it all, pishing your last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked up brats you spawned to replace yourself. choose a future. choose life... but why would i want to do a thing like that?"
9 Temmuz 2008 Çarşamba
Birhan Keskin, Ingeborg Bachmann ve İzler
Birhan Keskin, Ingeborg Bachmann ve İzler
Bekliyorum…Yüreğimin başköşesine hüzün tam yerleşmemişken, bir an sert bir hareketle oturduğum sandalyeden kalkıp, sandaletlerimi giyip sokağa inip nefessiz kalana kadar koşmak istiyorum.Fakat çok geç… Şarkı başladı… Şiir okundu… İsmim bile bana yabancı duymuyorum.Mohsen Namjoo -İranlı bir şarkıcı- söylemeye başladı şarkısını, şarkının ismi Torang anlamı-senin acın- demekmiş. Evet, herkesin acısı kendisinindir. Herkesin acısı kıvrılır, kendine en yakın yeri yüreğini bulur. Biliyorum ki bu yazı bitene kadar bu şarkı sürecek…
Şiirler arasında gezinirken Birhan Keskin’in Kim Bağışlayacak Beni adlı kitabından aşağıdaki şiirine rastlıyorum;"Hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle gerçekten iyi misin ingeborg? Affedebildin mi? Tekrar sevebiliyor musun? Yaralanan bir şey tekrar iyileşebilir mi? iyileşen yerde iz kalınca tekrar eskisi gibi olunur mu? Hayır, ingeborg iz bırakmaz insanı hiçbir iz bırakmadı beni hiçbir iz onu bırakmadı ve biz bu izlerle eskisi gibi olamıyoruz eskisi gibi olunamayınca ne öncesi gibi ne de sonrası gibi olunamıyor hiçbir zamanda olamamak bunu anlamak ah ingeborg martı çığlıklarıyla bile olsa yırtılan ipek bir daha dikilemeyecek"
Bir sürü iz var üzerimizde, görünen… Görünmeyen… Görünmeyenler daha çok acıtıyor. Yerini bile unutmuşken kendini hatırlatıveriyor sinsice. Şairin dediği gibi bırakmıyorlar izler bizi, gözümüzden yaş, dilimizde yalan sözcükler, yüzümüzde iğreti gülüşlere neden oluyor, yatağımızda gözlerimiz dikili tavana bakarken, uyuyabilmek için sımsıkı yumarken gözlerimizi hep bizimleler...
Birhan Keskin’in bu şiiri Ingeborg Bachmann’ın izleyen şiirine karşılık yazmış olduğunu düşünüyorum.
“BİLMECE-Hans Werner Henze'ye, Ariosi dönemi için -
Hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle.Bir daha ilkbahar olmayacak.Herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin.
Ama yaz ve hani derler ya,‘yazdan kalma’ diye, onlar da olmayacak-Artık hiçbir şey gelmeyecek.Asla ağlamamalısın,Der bir şarkı.
Onun dışındaBir şeyDiyenKimse yok.”
Bachmann bu şiiri Hans Werner Henze’ye yazmış. İkisi bir ilişki yaşamışlar ve Hans Wener Henze, Bachmann’ın bazı şiirlerini de bestelemiş. İnsan merak etmiyor değil okumak, bilmek istiyor ki“Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar...” diyen bir kadının aşkını…
Ayrı coğrafyalarda, ayrı dönemlerde yaşayan iki ayrı kadın biri diğerinin izini taşımış yüreğine…Kendimizi korkusuzca açtığımızda… Yüreklerinde aynı izleri taşıyan kadınları göreceğiz… Belki bizimkilerden de derin…
Bekliyorum…Yüreğimin başköşesine hüzün tam yerleşmemişken, bir an sert bir hareketle oturduğum sandalyeden kalkıp, sandaletlerimi giyip sokağa inip nefessiz kalana kadar koşmak istiyorum.Fakat çok geç… Şarkı başladı… Şiir okundu… İsmim bile bana yabancı duymuyorum.Mohsen Namjoo -İranlı bir şarkıcı- söylemeye başladı şarkısını, şarkının ismi Torang anlamı-senin acın- demekmiş. Evet, herkesin acısı kendisinindir. Herkesin acısı kıvrılır, kendine en yakın yeri yüreğini bulur. Biliyorum ki bu yazı bitene kadar bu şarkı sürecek…
Şiirler arasında gezinirken Birhan Keskin’in Kim Bağışlayacak Beni adlı kitabından aşağıdaki şiirine rastlıyorum;"Hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle gerçekten iyi misin ingeborg? Affedebildin mi? Tekrar sevebiliyor musun? Yaralanan bir şey tekrar iyileşebilir mi? iyileşen yerde iz kalınca tekrar eskisi gibi olunur mu? Hayır, ingeborg iz bırakmaz insanı hiçbir iz bırakmadı beni hiçbir iz onu bırakmadı ve biz bu izlerle eskisi gibi olamıyoruz eskisi gibi olunamayınca ne öncesi gibi ne de sonrası gibi olunamıyor hiçbir zamanda olamamak bunu anlamak ah ingeborg martı çığlıklarıyla bile olsa yırtılan ipek bir daha dikilemeyecek"
Bir sürü iz var üzerimizde, görünen… Görünmeyen… Görünmeyenler daha çok acıtıyor. Yerini bile unutmuşken kendini hatırlatıveriyor sinsice. Şairin dediği gibi bırakmıyorlar izler bizi, gözümüzden yaş, dilimizde yalan sözcükler, yüzümüzde iğreti gülüşlere neden oluyor, yatağımızda gözlerimiz dikili tavana bakarken, uyuyabilmek için sımsıkı yumarken gözlerimizi hep bizimleler...
Birhan Keskin’in bu şiiri Ingeborg Bachmann’ın izleyen şiirine karşılık yazmış olduğunu düşünüyorum.
“BİLMECE-Hans Werner Henze'ye, Ariosi dönemi için -
Hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle.Bir daha ilkbahar olmayacak.Herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin.
Ama yaz ve hani derler ya,‘yazdan kalma’ diye, onlar da olmayacak-Artık hiçbir şey gelmeyecek.Asla ağlamamalısın,Der bir şarkı.
Onun dışındaBir şeyDiyenKimse yok.”
Bachmann bu şiiri Hans Werner Henze’ye yazmış. İkisi bir ilişki yaşamışlar ve Hans Wener Henze, Bachmann’ın bazı şiirlerini de bestelemiş. İnsan merak etmiyor değil okumak, bilmek istiyor ki“Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar...” diyen bir kadının aşkını…
Ayrı coğrafyalarda, ayrı dönemlerde yaşayan iki ayrı kadın biri diğerinin izini taşımış yüreğine…Kendimizi korkusuzca açtığımızda… Yüreklerinde aynı izleri taşıyan kadınları göreceğiz… Belki bizimkilerden de derin…
4 Temmuz 2008 Cuma
Ezilirken bile güzel kokmayı bilmektir marifet ...
Derin Devlet, ordu,hükümet, sahibinin sesi 4. kuvvet Medya zırvaları, komplo teorileri tanrım
taraf olma zorunluluğunda insanlar nesine taraf olunacaksa... Filler tepişiyor işte... ezilen yine biz... görmemiz gereken tek gerçek bu... kolumuz kanadımızı kırıyorlar... beş para etmez adamların emir altında dişimizi sıkarak, etimizi burararak çalışıyoruz... hiç terketmeyi düşünmediğim bu coğrafyanın aldığı hal... her tarafta köylü kurnazı insanlar...neyseki dostlar var
evet eziliyoruz ... ama ezilsek bile en umutsuz anlarımda kendi kendime okuyup sakinleştiğim Bedri Rahmi nin şiirini tekrar tekrar okuyorum içimin en yüksek sesiyle ;
'Marifet hiç ezilmemek bu dünyada,
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nâzım misali'
taraf olma zorunluluğunda insanlar nesine taraf olunacaksa... Filler tepişiyor işte... ezilen yine biz... görmemiz gereken tek gerçek bu... kolumuz kanadımızı kırıyorlar... beş para etmez adamların emir altında dişimizi sıkarak, etimizi burararak çalışıyoruz... hiç terketmeyi düşünmediğim bu coğrafyanın aldığı hal... her tarafta köylü kurnazı insanlar...neyseki dostlar var
evet eziliyoruz ... ama ezilsek bile en umutsuz anlarımda kendi kendime okuyup sakinleştiğim Bedri Rahmi nin şiirini tekrar tekrar okuyorum içimin en yüksek sesiyle ;
'Marifet hiç ezilmemek bu dünyada,
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nâzım misali'
1 Temmuz 2008 Salı
TEMMUZ
bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
bir oğlum olacak adı temmuz
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
bende bitmeyen kavga
onda yeniden başlıyacak
bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutup şafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuz bucaksız
bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
kulağı en yiğit şarkılarla delik
korkak bir merakla değil
yıldızlı karanlığı
vivaldi’yi dinler gibi okuyup anlıyacak
ve belki de sütdişleri sürerken
balaban bir bursa şeftalisine
ay’dan kendi sesini dinleyecek
vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle
ben ki yalınayak bastım
kızgın dişlerine açlığın
iri bir çizme gibi balkanlar’a basarken faşizm
dağlarda silah atmayı sevdim
ben ki silah taşıdım
gizli gizli dünyanın bütün devrimlerine
boşuna dönmüyor bu rotatifler
boşuna bağırmıyor bu kara
boşuna dinlemiyor bu korku
kapımızı anamın aksütü gibi
biliyorum ki doyumsuz günlere doğacak temmuz
doyumsuz günler görecek hani
şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler gibi günler
ama mutlaka
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
ben direndim yorulmadım
o yorulup yıkılmayacak
vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım
geçin sıcak ırmakları kuşlarım
kızılırmak kızılırmak akın kuşlarım
HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL
Temmuz geldi sıcağıyla , hüznüyle yarın 2 Temmuz ...15 yıl geçmiş dün gibi bugün gibi 37 can ...
ateş düştüğü yüreği yakar...bizim yüreğimiz yandı ...Ahmet Özyurt, Asaf Koçak, Asım Bezirci, Asuman Sivri, Behçet Safa Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Erdal Ayrancı, Edibe Sulari Aybaba, Gülender Akça, Gülsün Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, İnci Türk, Kenan Yılmaz, Mehmet Ata, Metin Altıok, Muammer Çiçek, Menekşe Kaya, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Sait Metin, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Serpil Canik, Uğur Kaynar, Yasemin Sivri, Yeşim Özkan ...
"bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder."
Bir Eflatun Ölüm ü yazarken Behçet Aysan...
'Heybesinde yılan / İşaretleri / Baldıran zehiri / Yüzüğünün içinde / Ve yanında / Kav taşıyan ben / Tekinsizim size göre / İbret için / Yakılması gereken...' Metin Altıok
Üniversitede okurken sohbet ederdik Asım Abiyle arasıra... bir kültür merkezinin kütüphanesine gittiğimde ...ben sevdiğim insanların öldüğünü hiç düşünmem uzak yolculuklara çıktılar bir gün dönecekler derim beklerim konuşurum kendi kendime onlarla ... bazen mektuplar yazar içimi dökerim... hiç düşünemem her ölüm bir yolculuktur bana göre ... ayrılıkları elbette acı verir yüreğim kanar ama...
Hasret Gültekin ilk dinlediğim türküsü Aşık Hüdai nin
"Gönül çalamazsın aşkın sazını Ne perdeye dokun ne teli incit Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit " idi sonra şelpelerini hayranlıkla izlemiştim..
ve Nesimi Çimen Kızılrımak Kaseti senesini hatırlayamıyorum Pir Sultandan Nesimi ye Anadolu Türküleri Nesimi nin Şifa İstemem türküsü sözlerini ezberlemek için ne kadar çok dinlemiştim hala en sevdiğim türkülerdendir..
bu yazı sayfalarca sürebilir aslında Temmuz denince aklıma ilk bunlar gelir ... bugün içim sızlayarak yazdım bir oğlum veya kızım olacağını sanmıyorum ama diyelim oldu türküleri sever mi,bağlama çalmaya heves eder mi ,denizler, mahirler i bilir mi , bundan 20 sene sonra Madımak ı okuyup merak edip sorar mı... içi yanar mı...
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
bir oğlum olacak adı temmuz
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
bende bitmeyen kavga
onda yeniden başlıyacak
bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutup şafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuz bucaksız
bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
kulağı en yiğit şarkılarla delik
korkak bir merakla değil
yıldızlı karanlığı
vivaldi’yi dinler gibi okuyup anlıyacak
ve belki de sütdişleri sürerken
balaban bir bursa şeftalisine
ay’dan kendi sesini dinleyecek
vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle
ben ki yalınayak bastım
kızgın dişlerine açlığın
iri bir çizme gibi balkanlar’a basarken faşizm
dağlarda silah atmayı sevdim
ben ki silah taşıdım
gizli gizli dünyanın bütün devrimlerine
boşuna dönmüyor bu rotatifler
boşuna bağırmıyor bu kara
boşuna dinlemiyor bu korku
kapımızı anamın aksütü gibi
biliyorum ki doyumsuz günlere doğacak temmuz
doyumsuz günler görecek hani
şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler gibi günler
ama mutlaka
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
ben direndim yorulmadım
o yorulup yıkılmayacak
vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım
geçin sıcak ırmakları kuşlarım
kızılırmak kızılırmak akın kuşlarım
HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL
Temmuz geldi sıcağıyla , hüznüyle yarın 2 Temmuz ...15 yıl geçmiş dün gibi bugün gibi 37 can ...
ateş düştüğü yüreği yakar...bizim yüreğimiz yandı ...Ahmet Özyurt, Asaf Koçak, Asım Bezirci, Asuman Sivri, Behçet Safa Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Erdal Ayrancı, Edibe Sulari Aybaba, Gülender Akça, Gülsün Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, İnci Türk, Kenan Yılmaz, Mehmet Ata, Metin Altıok, Muammer Çiçek, Menekşe Kaya, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Sait Metin, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Serpil Canik, Uğur Kaynar, Yasemin Sivri, Yeşim Özkan ...
"bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti
değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder."
Bir Eflatun Ölüm ü yazarken Behçet Aysan...
'Heybesinde yılan / İşaretleri / Baldıran zehiri / Yüzüğünün içinde / Ve yanında / Kav taşıyan ben / Tekinsizim size göre / İbret için / Yakılması gereken...' Metin Altıok
Üniversitede okurken sohbet ederdik Asım Abiyle arasıra... bir kültür merkezinin kütüphanesine gittiğimde ...ben sevdiğim insanların öldüğünü hiç düşünmem uzak yolculuklara çıktılar bir gün dönecekler derim beklerim konuşurum kendi kendime onlarla ... bazen mektuplar yazar içimi dökerim... hiç düşünemem her ölüm bir yolculuktur bana göre ... ayrılıkları elbette acı verir yüreğim kanar ama...
Hasret Gültekin ilk dinlediğim türküsü Aşık Hüdai nin
"Gönül çalamazsın aşkın sazını Ne perdeye dokun ne teli incit Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit " idi sonra şelpelerini hayranlıkla izlemiştim..
ve Nesimi Çimen Kızılrımak Kaseti senesini hatırlayamıyorum Pir Sultandan Nesimi ye Anadolu Türküleri Nesimi nin Şifa İstemem türküsü sözlerini ezberlemek için ne kadar çok dinlemiştim hala en sevdiğim türkülerdendir..
bu yazı sayfalarca sürebilir aslında Temmuz denince aklıma ilk bunlar gelir ... bugün içim sızlayarak yazdım bir oğlum veya kızım olacağını sanmıyorum ama diyelim oldu türküleri sever mi,bağlama çalmaya heves eder mi ,denizler, mahirler i bilir mi , bundan 20 sene sonra Madımak ı okuyup merak edip sorar mı... içi yanar mı...
30 Haziran 2008 Pazartesi
YALNIZ İNSAN
Yalnız insan merdivendir
Hiçbir yere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan
Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir
Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan
Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından
ARAGON
Hiçbir yere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan
Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir
Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan
Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından
ARAGON
23 Haziran 2008 Pazartesi
Objectivity ve Hindiler :)
İşte en büyük düşünürler
Ankette çıkan liste şu şekilde oluştu:
1- Fethullah Gülen
2- Muhammed Yunus
3 Yusuf El KAradavi
4- Orhan Pamuk
5- Atzaz Hassan
6- Amir Halit
7- Abdülkerim Suruş
8- Tarık Ramazan
9- Myhammed Mamdani
10- Şirin Ebadi
11- Noam Chomsky
12- Al Gore
13- Bernard Lewis
14- Umberto Eco
15- Ayaan Hırsi Ali
16 -Amrtya Sen
17- Ferid Zekeriya
18- Gary Kasparov
19- Richard Dawkins
20- Mario Vargas Llosa
Ben hindilere haksızlık edildiğni düşünüyorum... bu kadar objektivist bir oylamada onlarında
bu listede yer alması gerekirdi... Yazık çok yazık
Ankette çıkan liste şu şekilde oluştu:
1- Fethullah Gülen
2- Muhammed Yunus
3 Yusuf El KAradavi
4- Orhan Pamuk
5- Atzaz Hassan
6- Amir Halit
7- Abdülkerim Suruş
8- Tarık Ramazan
9- Myhammed Mamdani
10- Şirin Ebadi
11- Noam Chomsky
12- Al Gore
13- Bernard Lewis
14- Umberto Eco
15- Ayaan Hırsi Ali
16 -Amrtya Sen
17- Ferid Zekeriya
18- Gary Kasparov
19- Richard Dawkins
20- Mario Vargas Llosa
Ben hindilere haksızlık edildiğni düşünüyorum... bu kadar objektivist bir oylamada onlarında
bu listede yer alması gerekirdi... Yazık çok yazık
21 Haziran 2008 Cumartesi
Minnet Eylemem-Nesimi
har içinde biten gonca güle minnet eylemem
arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem
bir acaip derde düştüm herkes gider karına
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rizkimi veren huda dir kula minnet eylemem
oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken
yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem
bir acaip derde düştüm herkes gider karına
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rizkimi veren huda dir kula minnet eylemem
oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken
yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)