Yalnız insan merdivendir
Hiçbir yere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan
Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir
Yalnız insan yok ki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan
Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından
ARAGON
30 Haziran 2008 Pazartesi
23 Haziran 2008 Pazartesi
Objectivity ve Hindiler :)
İşte en büyük düşünürler
Ankette çıkan liste şu şekilde oluştu:
1- Fethullah Gülen
2- Muhammed Yunus
3 Yusuf El KAradavi
4- Orhan Pamuk
5- Atzaz Hassan
6- Amir Halit
7- Abdülkerim Suruş
8- Tarık Ramazan
9- Myhammed Mamdani
10- Şirin Ebadi
11- Noam Chomsky
12- Al Gore
13- Bernard Lewis
14- Umberto Eco
15- Ayaan Hırsi Ali
16 -Amrtya Sen
17- Ferid Zekeriya
18- Gary Kasparov
19- Richard Dawkins
20- Mario Vargas Llosa
Ben hindilere haksızlık edildiğni düşünüyorum... bu kadar objektivist bir oylamada onlarında
bu listede yer alması gerekirdi... Yazık çok yazık
Ankette çıkan liste şu şekilde oluştu:
1- Fethullah Gülen
2- Muhammed Yunus
3 Yusuf El KAradavi
4- Orhan Pamuk
5- Atzaz Hassan
6- Amir Halit
7- Abdülkerim Suruş
8- Tarık Ramazan
9- Myhammed Mamdani
10- Şirin Ebadi
11- Noam Chomsky
12- Al Gore
13- Bernard Lewis
14- Umberto Eco
15- Ayaan Hırsi Ali
16 -Amrtya Sen
17- Ferid Zekeriya
18- Gary Kasparov
19- Richard Dawkins
20- Mario Vargas Llosa
Ben hindilere haksızlık edildiğni düşünüyorum... bu kadar objektivist bir oylamada onlarında
bu listede yer alması gerekirdi... Yazık çok yazık
21 Haziran 2008 Cumartesi
Minnet Eylemem-Nesimi
har içinde biten gonca güle minnet eylemem
arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem
bir acaip derde düştüm herkes gider karına
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rizkimi veren huda dir kula minnet eylemem
oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken
yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem
bir acaip derde düştüm herkes gider karına
bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
rizkimi veren huda dir kula minnet eylemem
oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken
yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
19 Haziran 2008 Perşembe
Dünya ne ki sevgilim?
18 Haziran 2008 Çarşamba


".......hep suçluluk duydu sınıfsal konumundan ötürü. Hizmetçilerine yüzyüze emirler vermeyi kendine yediremediği için ne yapardı biliyor musun? İsteklerini kağıda yazardı. Ne iş yapılacak, ne yemek pişirilecek, hangi kıyafet ütülenecek...bunları tek tek kağıda yazıp okumalarını sağlıyordu. Aynı evin içinde kağıtlar aracılığı ile iletişim kurmak."
Wirginia Woolf
"Doğum tecrübesinden korkuyordu. Ancak bir yandan da böyle bir tecrübenin kendisine büyük şeyler katacağına inanıyordu. Doğum yaptıktan sonra daha farklı bir kadın olacaktı, daha bir kadın.
11 Şubat 1963'te Londra'daki evlerinde iki çocuklarını yataklarına yatırıp, yanlarına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra odalarının altını dikkatlice yalıttı. Sonra mutfağa geçip fırını açtı. Fırın harlanırken tek tek yudum yudum bir kutu uyku ilacı içti. Ardından kafasını fırının içine soktu ve gaz dalgası yüzünü yalarken sonsuz uykuya daldı. Henüz 30 yaşındaydı."
Sylvia Plath
Wirginia Woolf
"Doğum tecrübesinden korkuyordu. Ancak bir yandan da böyle bir tecrübenin kendisine büyük şeyler katacağına inanıyordu. Doğum yaptıktan sonra daha farklı bir kadın olacaktı, daha bir kadın.
11 Şubat 1963'te Londra'daki evlerinde iki çocuklarını yataklarına yatırıp, yanlarına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra odalarının altını dikkatlice yalıttı. Sonra mutfağa geçip fırını açtı. Fırın harlanırken tek tek yudum yudum bir kutu uyku ilacı içti. Ardından kafasını fırının içine soktu ve gaz dalgası yüzünü yalarken sonsuz uykuya daldı. Henüz 30 yaşındaydı."
Sylvia Plath
11 Haziran 2008 Çarşamba
9 Haziran 2008 Pazartesi
Equilibrium Point

Bazı zamanlar- olur ki dengeyi kaybederiz, saçmalar savruluruz. Bilinçli olarak bunu yaptığımız dönemler olur. Ama her insanınbir "Equilibrium Point" i vardır,savrulur saçmalar ama biz o noktaya hep yeniden döneriz. I am here at the same point ( Equilibrium Point). Herşey bıraktığım gibi ...ben dahil :)
Her İnsan Öldürür Gene De Sevdigini - OSCAR WILDE

Her insan öldürür gene de sevdigini
Bu böyle bilinsin herkes tarafindan,
Kiminin ters bakisindan gelir ölüm,
Kiminin iltifatindan,
Korkagin öpücügünden,
Cesurun kilicindan!
Kimisi askini gençlikte öldürür,
Yasini basini almisken kimi;
Biri sehvet'in elleriyle bogazlar,
Birinin altindir elleri,
Yumusak kalpli biçak kullanir
Çünkü ceset sogur hemen.
Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müsteridir, digeri satici;
Kimi vardir, gözyaslariyla bitirir isi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür sevdigini,
Gene de ölmez insan.
Oscar Wilde
Bu böyle bilinsin herkes tarafindan,
Kiminin ters bakisindan gelir ölüm,
Kiminin iltifatindan,
Korkagin öpücügünden,
Cesurun kilicindan!
Kimisi askini gençlikte öldürür,
Yasini basini almisken kimi;
Biri sehvet'in elleriyle bogazlar,
Birinin altindir elleri,
Yumusak kalpli biçak kullanir
Çünkü ceset sogur hemen.
Kimi pek az sever, kimi derinden,
Biri müsteridir, digeri satici;
Kimi vardir, gözyaslariyla bitirir isi,
Kiminden ne bir ah, ne bir figan:
Çünkü her insan öldürür sevdigini,
Gene de ölmez insan.
Oscar Wilde
8 Haziran 2008 Pazar
"Ağlamadan konuş" :)
Boşver beni Mühim değilim Bu O'nun hikayesi Çok beyazdı, kir tutardı Ömrü kelebek kadardı Mektupları şişedeyken Bir de bakmış deniz yokmuş Tek başına dans ederken Mutsuzluktan sarhoşmuş Daha 17'ymiş. Oyundan kalkmak isterken Kağıtlar dağıtılmış Bu hava boşluğunda Artık her şey satılıkmışT rafikte akmayan Hep onun seridiyken Söylediği son şarkı Elveda Zalim DünyaymışDaha 17'miş
6 Haziran 2008 Cuma
No Comment- Türban 'a Getirilen Yasak İnsan Hakları İhlali değildir.İslami Faşizmin biraz olsun frenlenmesidir.
http://news.bbc.co.uk/1/hi/world/europe/7439553.stm
BBC sitesinde yer alan haber ve Türkiye de tek gazeteden alıntı. Zaman gazetesi kullanılan cümle "We can view this decision as the declaration of a judicial coup " Bülent Korucu - Zaman Newspap
BBC sitesinde yer alan haber ve Türkiye de tek gazeteden alıntı. Zaman gazetesi kullanılan cümle "We can view this decision as the declaration of a judicial coup " Bülent Korucu - Zaman Newspap
OYUNCAKLARIM
İlginç benim yaşımda insanlar genelde insanlarla oynar ama ben hala oyuncak bebeklerimi, kedilerimi, köpeklerimi,ayıcıklarımı, maymunumu her gece öpüp uykuya yatırıp, sabahları da yine öperek uyandırıp ,teker teker dizer birbirleriyle kavga etmemelerini söyleyerek ayrılırım.
Senelerdir sürer bu... uyur bıraktığımda rahatsız olup anneme onları uyandırmasını söylerim.
Ama ilginç dün hepsini topladım, simsiyah bir poşete koydum sanki bırakma bizi der gibi bakıyorlardı ...belki onları alan çocukların belki onların düğme burunlarını koparacaklarını, gözlerini oyacaklarını,saçlarını koparacaklarını düşündüm elim gitti geldi.. çıkardım tekrar koydum...sonra hayatımda bir kere gittiğim psikoloğun sözünü hatırladım" nesneleri kişileştirme "hem belkide onları çok sevecek çocuklara gidecekti .9 yaşımdan beri benle olan kzımı bile ağlaya ağlaya koydum...ağzını bağladım poşetin ben e dün ben hem onları öldürdüm hem de içimdeki çocuğu... çünkü bunca yıl hiç bir sevgilim, annem ,hiç bir arkadaşım kimse onları benden ayıramamıştı... tuhaf karşılayanlar olduysa onlarla beraber yaşamaya alıştılar...:) yazın bile benle gelenler vardı. Tatile gidince en zayıf, güçsüz ve ayrılığa dayanamayacak olanları yanıma alırdım. Böyle işte ben 32 yaşımda çeyrek asırdır benle olan bebeğimi attım ben içimdeki çocuğu öldürdüm evet artık öldürdüm...hepinize hayırlı olsun...
Senelerdir sürer bu... uyur bıraktığımda rahatsız olup anneme onları uyandırmasını söylerim.
Ama ilginç dün hepsini topladım, simsiyah bir poşete koydum sanki bırakma bizi der gibi bakıyorlardı ...belki onları alan çocukların belki onların düğme burunlarını koparacaklarını, gözlerini oyacaklarını,saçlarını koparacaklarını düşündüm elim gitti geldi.. çıkardım tekrar koydum...sonra hayatımda bir kere gittiğim psikoloğun sözünü hatırladım" nesneleri kişileştirme "hem belkide onları çok sevecek çocuklara gidecekti .9 yaşımdan beri benle olan kzımı bile ağlaya ağlaya koydum...ağzını bağladım poşetin ben e dün ben hem onları öldürdüm hem de içimdeki çocuğu... çünkü bunca yıl hiç bir sevgilim, annem ,hiç bir arkadaşım kimse onları benden ayıramamıştı... tuhaf karşılayanlar olduysa onlarla beraber yaşamaya alıştılar...:) yazın bile benle gelenler vardı. Tatile gidince en zayıf, güçsüz ve ayrılığa dayanamayacak olanları yanıma alırdım. Böyle işte ben 32 yaşımda çeyrek asırdır benle olan bebeğimi attım ben içimdeki çocuğu öldürdüm evet artık öldürdüm...hepinize hayırlı olsun...
4 Haziran 2008 Çarşamba
Türkiye / Küçük İskender
allen ginsberg'e...
Oğlanlardan ve alkolden vaktim arrtıkça seni düşü-nüyorum Türkiye, inan doğru bu kere yanılsamamve ruhumun yavşak zıpırlığı, hiç değilse ayıkdolaşamayacak kadar dürüstüm,Türkiye, Tarkan öleli çok oldu, artık onu unut; bu-nadı kurt. Playboy'a annemin çıplak resimlerinisatarak Beyaz Saray'a sırnaşmayı düşlüyorumspermi biraz fazla kaçırdığımda,Beş parasız paraladığım sokaklarında embesillerinive taşak kalpli aydınlarının sidik yarışlarınıgörüp bol bol osuruyorum, başbakanı dinlerkentelevizyon karşısında ekrana ekmek teknemi aç-mak ya da esrar içmek, geğirmek en büyük mutlu-luk bana verdiğin,Otuz bir çekmediğim gecelerde düşler kuruyorum se-nin hakkında, hür hülyalarımda sana zerre kadaryer vermiyorum ama, maalesef ayakta kalıyorsun,Sosyal demokrat idiotlarını, orospu tavuklarınuğrak yeri sanat galerilerini, festival sar-kaçlarını, ölüsevici kültürünün uyanık tez-gâhtarlarını ve tezgâhın altında neler dön-düğünü farkedecek kadar sosyalistim,Hapsine düşmedim henüz, o yüzden tam solcu sa-yılmam köle pazarı piyasanda, kıçına copgirdiği için şair olanlardan da değilim; elikulağındadır tımarhanelerinden birinde tes-cilli manyak olmamın ve koynuna girmediğim-den dorukta sıçanların, o yüzden ibneliğimde test edilip onaylanmadı,Uyuşukluklarıyla iktidara peşkeş çekip çaktır-madan, sonnet'leriyle, balad'larıyla köçek-leşen, raconları kıyak geçme üzerine kurulumason-ulema tayfanı da tanırım, sen de bilir-sin ki havlayan it ısırmaz Türkiye, bak, biz-bizeyiz, çekinme, şu azınlıkları ne zaman ke-sip kızartacağız, çok acıktım Türkiye,Nâzım'ını severim, buna kızabilirsin, ama bazı-ne demekse- naif şairlerinin, devlet sanat-çısı olmasına ve adının iktidar şakşakçısıstarlarla bir anılmasına dair çabalarına izinverdiğinden, sana korkunç müteşekkirim, inti-harımı hızlandırıyorsun böylelikle, böylelik-le artıyor kirim ve seninle kirimiz, ne gam?iyi akşamlar. Persil Supra.Mustafa Suphi, artık hamsi mi Türkiye, dikkat et,balıkları örgütlemesin,Allah'a inanmıyorum, Osmanlı'yım velhasıl, akınedip Avrupa'ya, toplayıp getiremesem de cil-lop gibi veletleri, n'apalım, buradaki lüm-pen teen-ager'larla idare ediyorum,Türkiye, ayıptır sorması ne zaman akıllanacağız;Türkiye, Kıbrıs'ın yakasını ne zaman bıraka-cağız ve ne zaman yaraşır olacağız binlercedevrim şehidimize,Türkiye, hiç terbiye edinemedim, yeteneğim bu ka-dar; çük kadarken okudum Sabahattin Ali'yi,Kafka'yı, Dostoyevski'yi, London'ı; Kapital'ebaşlayışım babamla aramızda çıkan küçük birharçlık sorununa dayanır,IQ'larımızın düşük olduğunu sanmıyorum, pekibir eşek şakası mı bu; köy enstitüleri,halk eğitimler, halkevleri ne ayak; BehiceBoran, iyi ki unutuldu; iyi oldu, elinesağlık Türkiye,Hasbelkader bir önerim var: CIA, Eurovision'ukazanmamızı, AET'na girmemizi sağlayamazmı acaba, şüphesiz, eh benimki de salaklık,haklısın Türkiye,Bizi milletçe sevmeyenlere ayar oluyorum; ağız-larını burunlarını kırarak onlara medeniyetöğretmek istiyorum Türkiye,Ben, sex-shop'ların, komünist partinin, müslü-man demokrat partinin, rock partinin,çeşit çeşit gay barların açılmasını, askerliğinkaldırılmasını istiyorum Türkiye; bu top-raklarda Nobel, Oscar, LSD, özgürlük ve sikanıtları görmek istiyorum: kişi başına düşenmilli gelirden bana ait payı iade ediyorumbütün bu harcalamalar adına sana; hapishane-ler, hayvanat bahçeleri, kamplar, tımarhane-ler boşaltılsın derhal; ben bütün kentlerin-den barışla, erdemle, insanlık haklarımla ke-yiften gebere gebere, ıslık çalarak dolaşanbir seyyah olmak istiyorum; Mandela kötü a-dam, döv onu Türkiye,`Uzak Asya'dan gelip Akdeniz'e bir kısrak ba-şı gibi uzanan bu memleket... sizin! afiyetolsun efendiler' demekten bıktım, bıktık,anlıyor musun, orada mısın Türkiye,Ama yine de memnun olmuyorsan bu tavırdan vekızıyorsan ve sinirleniyorsan, olsun, bizyine geliriz; yine yazar, söyleriz; ölürüz;biz yine gideriz; sen, rahatını bozma o za-man, güzel bir çocuk gibi bu şık dünya ya-tağında, böyle masum böyle mazlum uyu Tür-kiye,Allen Ginsberg'in 'America'sı
Oğlanlardan ve alkolden vaktim arrtıkça seni düşü-nüyorum Türkiye, inan doğru bu kere yanılsamamve ruhumun yavşak zıpırlığı, hiç değilse ayıkdolaşamayacak kadar dürüstüm,Türkiye, Tarkan öleli çok oldu, artık onu unut; bu-nadı kurt. Playboy'a annemin çıplak resimlerinisatarak Beyaz Saray'a sırnaşmayı düşlüyorumspermi biraz fazla kaçırdığımda,Beş parasız paraladığım sokaklarında embesillerinive taşak kalpli aydınlarının sidik yarışlarınıgörüp bol bol osuruyorum, başbakanı dinlerkentelevizyon karşısında ekrana ekmek teknemi aç-mak ya da esrar içmek, geğirmek en büyük mutlu-luk bana verdiğin,Otuz bir çekmediğim gecelerde düşler kuruyorum se-nin hakkında, hür hülyalarımda sana zerre kadaryer vermiyorum ama, maalesef ayakta kalıyorsun,Sosyal demokrat idiotlarını, orospu tavuklarınuğrak yeri sanat galerilerini, festival sar-kaçlarını, ölüsevici kültürünün uyanık tez-gâhtarlarını ve tezgâhın altında neler dön-düğünü farkedecek kadar sosyalistim,Hapsine düşmedim henüz, o yüzden tam solcu sa-yılmam köle pazarı piyasanda, kıçına copgirdiği için şair olanlardan da değilim; elikulağındadır tımarhanelerinden birinde tes-cilli manyak olmamın ve koynuna girmediğim-den dorukta sıçanların, o yüzden ibneliğimde test edilip onaylanmadı,Uyuşukluklarıyla iktidara peşkeş çekip çaktır-madan, sonnet'leriyle, balad'larıyla köçek-leşen, raconları kıyak geçme üzerine kurulumason-ulema tayfanı da tanırım, sen de bilir-sin ki havlayan it ısırmaz Türkiye, bak, biz-bizeyiz, çekinme, şu azınlıkları ne zaman ke-sip kızartacağız, çok acıktım Türkiye,Nâzım'ını severim, buna kızabilirsin, ama bazı-ne demekse- naif şairlerinin, devlet sanat-çısı olmasına ve adının iktidar şakşakçısıstarlarla bir anılmasına dair çabalarına izinverdiğinden, sana korkunç müteşekkirim, inti-harımı hızlandırıyorsun böylelikle, böylelik-le artıyor kirim ve seninle kirimiz, ne gam?iyi akşamlar. Persil Supra.Mustafa Suphi, artık hamsi mi Türkiye, dikkat et,balıkları örgütlemesin,Allah'a inanmıyorum, Osmanlı'yım velhasıl, akınedip Avrupa'ya, toplayıp getiremesem de cil-lop gibi veletleri, n'apalım, buradaki lüm-pen teen-ager'larla idare ediyorum,Türkiye, ayıptır sorması ne zaman akıllanacağız;Türkiye, Kıbrıs'ın yakasını ne zaman bıraka-cağız ve ne zaman yaraşır olacağız binlercedevrim şehidimize,Türkiye, hiç terbiye edinemedim, yeteneğim bu ka-dar; çük kadarken okudum Sabahattin Ali'yi,Kafka'yı, Dostoyevski'yi, London'ı; Kapital'ebaşlayışım babamla aramızda çıkan küçük birharçlık sorununa dayanır,IQ'larımızın düşük olduğunu sanmıyorum, pekibir eşek şakası mı bu; köy enstitüleri,halk eğitimler, halkevleri ne ayak; BehiceBoran, iyi ki unutuldu; iyi oldu, elinesağlık Türkiye,Hasbelkader bir önerim var: CIA, Eurovision'ukazanmamızı, AET'na girmemizi sağlayamazmı acaba, şüphesiz, eh benimki de salaklık,haklısın Türkiye,Bizi milletçe sevmeyenlere ayar oluyorum; ağız-larını burunlarını kırarak onlara medeniyetöğretmek istiyorum Türkiye,Ben, sex-shop'ların, komünist partinin, müslü-man demokrat partinin, rock partinin,çeşit çeşit gay barların açılmasını, askerliğinkaldırılmasını istiyorum Türkiye; bu top-raklarda Nobel, Oscar, LSD, özgürlük ve sikanıtları görmek istiyorum: kişi başına düşenmilli gelirden bana ait payı iade ediyorumbütün bu harcalamalar adına sana; hapishane-ler, hayvanat bahçeleri, kamplar, tımarhane-ler boşaltılsın derhal; ben bütün kentlerin-den barışla, erdemle, insanlık haklarımla ke-yiften gebere gebere, ıslık çalarak dolaşanbir seyyah olmak istiyorum; Mandela kötü a-dam, döv onu Türkiye,`Uzak Asya'dan gelip Akdeniz'e bir kısrak ba-şı gibi uzanan bu memleket... sizin! afiyetolsun efendiler' demekten bıktım, bıktık,anlıyor musun, orada mısın Türkiye,Ama yine de memnun olmuyorsan bu tavırdan vekızıyorsan ve sinirleniyorsan, olsun, bizyine geliriz; yine yazar, söyleriz; ölürüz;biz yine gideriz; sen, rahatını bozma o za-man, güzel bir çocuk gibi bu şık dünya ya-tağında, böyle masum böyle mazlum uyu Tür-kiye,Allen Ginsberg'in 'America'sı
Amerika/ Allen Ginsberg
Amerika her şeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim17 Ocak 1956 ve iki dolar yirmi-yedi sent.Kendi kafam bile destek değil bana.İnsanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz Amerika?Al şu atom bombanı kıçına sok.Kafam bozuk, Amerika, bir de sen üstüme varma,Kafam yerine gelene dek şiir miir de yazmayacağım.Söyle bana Amerika ne zaman melekleşeceksin sen?Ne zaman anadan doğma olacaksınNe zaman bakacaksın mezarlıktan Amerika?Ne zaman milyonlarca troçkistine yakışır olacaksın?Amerika, kitaplıkların niçin gözyaşı ile dolu?Amerika, Hindistan'a yumurtaları ne zaman yollayacaksın?Amerika bu senin kılı kırk yarmalarından bıktım artık.Ne zaman süpermarket'e gidip, şu güzel gözlerim içingerekenleri alabileceğim?Amerika, her şeyin bir yana, eksiksiz olan bir sen varsınbir de ben, öbür dünya değil.Şu makinalarına da dayanasım kalmadı Amerika, bil.Bende bir ermiş olma isteği uyandırdın.Bu tartışmayı çözmek için bir başka yol olmalı.Burroughs şimdi Tanca'da, sanmıyorum ki geri dönsünKorkunç bir şey olurdu bu.Sen de korkunç musun Amerika yoksa bir oyun mu bu?Saplantımdan döneceğimi sanıyorsan aldanıyorsun.Öyle üstüme varma Amerika, ne yaptığımı biliyorum ben.Amerika, erikler çiçek döküyor.Aylardır gazete okuduğum yok, her gün cinayetten birisi Kodesi boyluyor.Amerika, Wobblie'lere tutkunum ben.Küçükken komünisttim Amerika, özür mözür de dilemiyorumşimdi her fırsatta esrar çekiyorum.Günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum.Chinatown'a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye,ama hiç kimselerle yatamıyorum.Bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum.Ah! Sen beni Marx okurken görmeliydin Amerika.Ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor.Hiçbir şeyim yok gerçekten, Tanrı' ya yakarma dahil.Mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız.Amerika, daha sana Max Amcam Rusya'dan döndükten sonraona yaptıklarından söz açmadım.Sana sesleniyorum Amerika.Heyecanlarının daha Time eliyle yönetilmesine göz yumacak mısın?Ben Time'a tutkunum AmerikaHer hafta bir tane alıp okuyorumKöşebaşındaki şekercinin yanından geçerken kapağı beni gözlüyorOnu Berkeley Halk Kitaplığı'nın bodrum katında okuyorum.Sana hep sorumluluktan söz ediyor. İş adamları ciddi.Film yapımcıları ciddi. Herkes ciddi, ben hariç.Zaman zaman Amerika ben değil miyim diye düşündüğüm oluyor.Yeniden kendi kendimle konuşmaya başladım işte.Asya bana karşı ayaklanıyor Amerika.Bir metelik talihim yok.En iyisi ulusal kaynakları inceleyip, onlara dönmek.Ulusal kaynaklarım, biliyorum, iki parça esrar,binlerce cinsiyet organı, saatde 1400 mil hızla gidenbir özel basılmaz edebiyat ve yirmibeşbin tımarhane.Cezaevlerinden ve beşbin güneş ışığı altında saksılardaYaşayan fakir fukaradan sözetmiyorum.Fransa'daki kerhaneleri kaldırdım, şimdi sıra Tanca'da.Katolik olmasına katoliğim ama gene de Başkan olmak istiyorum.Amerika senin bu alık ve çılgın havanda nasıl kutsal bir yakarma yazabilirim?Dörtlüklerime Henry Ford gibi devam edeceğim,yazdıklarım onun çıkardığı otomobiller kadarkişisel, üstelik her biri değişik cinsiyetten.Amerika dörtlüklerimi peşin para 2500 dolardan satarım sana,eski dörtlüklerimi de 500 eksiğine alırım.Amerika Tom Mooney'i serbest bırak.Amerika İspanyol cumhuriyetçilerini kurtar.America Sacco ve Vanzetti ölmemeli. Amerika ben Scottsboro çocuklarıyım.Amerika, yedi yaşımdayken anam hücre toplantılarında götürürdü beni,orda bize leblebi satarlardı, bir karneye bir avuç leblebibeş sent ve söylev beleştiherkes bir melekti orda Amerika ve işçiler karşı iyiduygularla doluydu herkes içtendi Amerika ve bilemezsinparti 1833'de nasıl iyiydi ve Scott Nearing ne hoşbir ihtiyardı Bloor Ana bir seferinde nasıl da ağlatmıştıbeni bir kez İsrael Amter'i görmüştüm orda. Her biri birer casus olmalıydı onların.Amerika biliyorum gerçekten savaşmak istemiyorsun.Amerika onlar rus haydutları biliyorum.Ruslar onlar Ruslar ve Çinliler. Ve Ruslar. Ve Ruslar.Rusya bizi canlı canlı gövdeye indirmek istiyor.Lüpletmek istiyor. Gücünde çılgına dönmüş Moskof.Elimizden arabalarımızı ve garajlarımızı almak istiyor.Chicago'yu ele geçirmek istiyor. Onun kızıl Reader Digest'a İhtiyacı var.Bizim otomobil fabrikalarımızı Sibirya'ya taşımak istiyor.Benzin istasyonlarımızı o büyük iğrenç bürokrasi yönetsin istiyor.İyi bir şey değil bu.O kızılderililere okuma yazma öğretmek istiyor.Onun güçlü kuvvetli zencilere ihtiyacı var.Bizi günde on-altı saat çalıştırmak istiyor.İmdat.Amerika bu iş ciddi.Amerika ben bunları televizyona bakarak çıkarıyorum.Amerika doğru mu bunlar ?Hemen çalışmaya başlasam iyi olacak, öyle görülüyor.Ama orduya yazılmak istemiyorum, ne de fabrikalarda tasviye tekerleği çevirmek, miyobun biriyim, üstelik kafadan çatlak.Amerika dönsün çark. Nasılı masılı yok. Şu oğlan omuzlarımızla dönsün.
3 Haziran 2008 Salı
İNCELİKLER YÜZÜNDEN...
Sevgilim ,kendine has bir incelikle
Ayrılığa alıştırmaya çalışıyorken beni
Bilmiyor ki, ben her geçen gün keskin bir bıçak ağzı gibi
İçimde beliren yokluğunu bileyleyip
Üzerinden geçiyorum bedenimde ona ait izlerin
ö.y
Ayrılığa alıştırmaya çalışıyorken beni
Bilmiyor ki, ben her geçen gün keskin bir bıçak ağzı gibi
İçimde beliren yokluğunu bileyleyip
Üzerinden geçiyorum bedenimde ona ait izlerin
ö.y
Hasretinden Prangalar Eskittim-Mehmet Abime...
Dün Nazım Hikmet'in ölüm yıldönümü olması nedeni ilen düzenlenen bir konsere gittim. Güzeldi...
Sonra dilimde mısralar melodiler karışık eve döndüm... herneyse bugün iskelede gencliklerinin tüm coşkusuyla ve henüz onların ağzında kirlenmemiş sloganlarla satılmaya çalışan gazetelerden birine göz gezdirirken Ahmed Arif'in de ölüm yıldönümü olduğunu öğrendim 2 Haziran Ahmed Arif , 3 Haziran Nazım Hikmet 'indi. Çok gerilere gittim 14- 15 yaşıma Ankara'nın tepesinde zaten yeterince soğuk, gecekondular arasında kocaman dikilen gri bir yatılı okul binasına. Yeni yeni okuyordum Huberman, hatta tuğla gibi bir kitap vardı hiç unutmam
Diyalektik ve Tarihsel Materyalizmin ABC si ( Boguslavski. Karpuşin. Rakitov) adları nı söylemek bile başlı başına bir gururdu 15 yaş için aslında bir sayfayı 4-5 kez okumama rağmen
anlamıyordum bu kitaptan ama zorla da olsa bitirmiştim.Nerde kalmıştık... Bazı şeylere çok erken başlamak doğru mu bilmiyorum ama yatılı okul çocukları böyledir... Ankara -Sakarya Caddesi tek tatil günümüz o da sınırlı sabah 9.00 çıkış-akşam 17.00 okulda olunacak hafta içi okuldan bile çıkmak yasak . Sakarya Caddesin de bir bahar günü gezinirken bir kitapevi gördüm ...İlhan İlhan Kitapevi 80 de öldürülen İlhan Erdost adına kurulmuş olduğunu daha sonradan öğrendiğim kitapevi çok sıcak bir yerdi... rüyada gibiydim sol yayınlarından ne kadar çok kitap vardı(ki bu kitaplar yaklaşık 3 sene sonra Glastnost politikası ve Sovyetlerin dağılmasının ardından sokaklarda yerlerde o kadar cüzi paralara satılırken içim sızlamıştı ( saatlerimi geçirmişim ki ... dünyanın en tatlı insanı Mehmet Ağabey aynen "Bulamadığım bir şey mi var ufaklık dedi" Ben de yok okuyabileceğim bir şeyler bakıyorum ama son okuduğum kitabı (Diy.Tar.Mat.ABC'Sİ) anlayamadım onun gibi bir şey istemiyorum dedim. Geldi raflara baktı..
2 Kitap aldı bunları alabilirsin dedi.Elimde 2 kitap ; Erdal Öz- Gülünün Solduğu Akşam diğeri
Ahmed Arif-Hasretinden Prangalar Eskittim.Evirdim çevirdim masasına geçmiş bir şeyler okuyordu...ben dedim sizce hangisini alayım 2 sini birden alamam gözlerime baktı...birini al birini ben sana hediye deyim dedi... ben şiddetle olmaz diye kafamı salladım kolay kolay bir şey alamam insanlardan almak istemem...güldü ozaman birini al diğerini oku kirletmeden getir haftaya dedi...bir an düşünüp tamam dedim. Gülünün solduğu akşamı hemen otobüste okumaya başladım bu arada Mehmet Abi benimle sohbet etmiş yatılı okuduğumu öğrenmişti... kitapları çok fazla açık açık okumamamı tembihledi Gülünün Solduğu akşamı o akşam bitirdim saat akşam 22.00 da ışıklar kapanmak zorundaydı o buz gibi tuvalette ki ışığın altında bitirdim heryerim tutulmuştu... çok şiddetli bir grip geçirmiştim hatta doktor 2 gün rapor vermişti...yatakhane de istirahat oooooo hastalığı filan unutmuştum bir daha okuyacaktım o kitabı ama diğer kitabı da merak ettim pek şiir sevmezdim hoş okurdum Orhan Veli nin şiirlerini ezbere ama okumaya başladım şiirleri ... yapayalnız yatakhane de "akşam erken iner mapushaneye "yi okurken aslında pek de farkım olmadığını düşündüm her akşam üstümüze ağır bir demir kapı kapanıp dışarıdan sürgüleniyordu yangın çıksa çıkamayız... erkek öğrenciler 11.30 a kadar tv izleyebilirken biz 9.30 da girmek zorundaydık bir gün müdürün yüzüne bunu haykırdığımda yediğim tokadı hala unutamam ... sonra ilk ezberlediğim Ahmed Arif şiiri ;
Hasretinden Prangalar Eskittim
"seni, anlatabilmek seni. iyi çocuklara, kahramanlara. seni, anlatabilmek seni, namussuza, haldan bilmez, kahpe yalana. ard - arda kaç zemheri, kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. dışarda gürül gürül akan bir dünya... bir ben uyumadım, kaç leylim bahar, hasretinden prangalar eskittim. saçlarina kan gülleri takayım bir o yana, bir bu yana... seni bağırabilsem seni, dipsiz kuyulara, akan yıldıza, bir kibrit çöpüne varana, okyanusun en ıssız dalgasına düşmüş bir kibrit çöpüne. yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, yitirmiş öpücükleri, payı yok, apansiz inen akşamdan. bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, seni, anlatabilsem seni... yokluğun, cehennemin öbür adıdır üşüyorum, kapama gözlerini..." Üşüyorum kapama gözlerini beni vuran mısraydı sürekli tekrarlıyordum o zaman bir de içimde anlamlandıramadığım hisler vardı ilk aşk gibi bir şey bana Huberman ı veren çocuk son sınıftaydı...bense hazırlık... gidecekti..biliyordum... sürekli ODTÜ sayıklıyordu sonra olmadı İstanbul'a gitti giderken ona bu şiiri okumuştum...o ise 18 yaşının tüm ukalalığıyla Nazım
okusaydın keşke diye bir cümle kurmuştu... Öküz ne olucak:)seneler sonra gördük birbirimizi hiç bir şey yoktu geride o lisedeki çocuktan... okuduğum hiç bir kitabı okumamış, dinlediğim hiç bir kasedi bilmiyordu... oysa ben biraz da ünv.ye kadar bu hırsla okumuştum...onu göreceğim ve bak artık senin kadar herşeyi biliyorum hırsı :) oysa onun hiç bir şey bilmediği çok aşikardı...
Hafta sonunu iple çektim kitaba gözüm gibi bakmıştım. Mehmet Abi'ye kitabı verirken teşekkür ettim. Sevdin mi şiirleri dedi. şiiri ona da okudum gülümsedi .Ben bu kitabı sana hediye ediyorum.Hem hediye almamak kabalıktır dedi .Bazı insanların yüzünde ve gözünde bir ifade vardır sıcacık, insan, herşeyinizle kendinizi teslim edebilirsiniz.. Mehmet Abimin yüzü de öyle sıcak öyle insan dı ...sonra bana her hafta okumam ve geri getirmem için kitaplar verdi hepsini okudum ...sonra bir gün gittiğimde yoktu Mehmet Abi... gitmişti yerine Odtü lü bir çocuk gelmişti... o duruyordu telefonunu sordum bilmediğini söyledi o zaman daha cep teledonları yoktu...ağzından laf alırım diye konuştum ama gerçekten bilmiyor gibiydi..bana bir şiir kitabı tavsiye edip edemeyeceğini sordum .Hiç Unutmam Octavia Paz'ın şiir kitabını verdi yani daha doğrusu paramla aldım...ve hiç okumadım o kitabı. Ne zaman Octavia Paz görsem kitapçılarda gözlerim doldu ... .Mehmet Abi 'mi hiç unutmadım... ve hiç Octavia Paz okumadım ama hep Ahmed Arif yüreğimi kanattı, Nazımsa öyle olmamasına rağmen hep biraz ukalaydı, 3 insan , 3 Şair ...
Sonra dilimde mısralar melodiler karışık eve döndüm... herneyse bugün iskelede gencliklerinin tüm coşkusuyla ve henüz onların ağzında kirlenmemiş sloganlarla satılmaya çalışan gazetelerden birine göz gezdirirken Ahmed Arif'in de ölüm yıldönümü olduğunu öğrendim 2 Haziran Ahmed Arif , 3 Haziran Nazım Hikmet 'indi. Çok gerilere gittim 14- 15 yaşıma Ankara'nın tepesinde zaten yeterince soğuk, gecekondular arasında kocaman dikilen gri bir yatılı okul binasına. Yeni yeni okuyordum Huberman, hatta tuğla gibi bir kitap vardı hiç unutmam
Diyalektik ve Tarihsel Materyalizmin ABC si ( Boguslavski. Karpuşin. Rakitov) adları nı söylemek bile başlı başına bir gururdu 15 yaş için aslında bir sayfayı 4-5 kez okumama rağmen
anlamıyordum bu kitaptan ama zorla da olsa bitirmiştim.Nerde kalmıştık... Bazı şeylere çok erken başlamak doğru mu bilmiyorum ama yatılı okul çocukları böyledir... Ankara -Sakarya Caddesi tek tatil günümüz o da sınırlı sabah 9.00 çıkış-akşam 17.00 okulda olunacak hafta içi okuldan bile çıkmak yasak . Sakarya Caddesin de bir bahar günü gezinirken bir kitapevi gördüm ...İlhan İlhan Kitapevi 80 de öldürülen İlhan Erdost adına kurulmuş olduğunu daha sonradan öğrendiğim kitapevi çok sıcak bir yerdi... rüyada gibiydim sol yayınlarından ne kadar çok kitap vardı(ki bu kitaplar yaklaşık 3 sene sonra Glastnost politikası ve Sovyetlerin dağılmasının ardından sokaklarda yerlerde o kadar cüzi paralara satılırken içim sızlamıştı ( saatlerimi geçirmişim ki ... dünyanın en tatlı insanı Mehmet Ağabey aynen "Bulamadığım bir şey mi var ufaklık dedi" Ben de yok okuyabileceğim bir şeyler bakıyorum ama son okuduğum kitabı (Diy.Tar.Mat.ABC'Sİ) anlayamadım onun gibi bir şey istemiyorum dedim. Geldi raflara baktı..
2 Kitap aldı bunları alabilirsin dedi.Elimde 2 kitap ; Erdal Öz- Gülünün Solduğu Akşam diğeri
Ahmed Arif-Hasretinden Prangalar Eskittim.Evirdim çevirdim masasına geçmiş bir şeyler okuyordu...ben dedim sizce hangisini alayım 2 sini birden alamam gözlerime baktı...birini al birini ben sana hediye deyim dedi... ben şiddetle olmaz diye kafamı salladım kolay kolay bir şey alamam insanlardan almak istemem...güldü ozaman birini al diğerini oku kirletmeden getir haftaya dedi...bir an düşünüp tamam dedim. Gülünün solduğu akşamı hemen otobüste okumaya başladım bu arada Mehmet Abi benimle sohbet etmiş yatılı okuduğumu öğrenmişti... kitapları çok fazla açık açık okumamamı tembihledi Gülünün Solduğu akşamı o akşam bitirdim saat akşam 22.00 da ışıklar kapanmak zorundaydı o buz gibi tuvalette ki ışığın altında bitirdim heryerim tutulmuştu... çok şiddetli bir grip geçirmiştim hatta doktor 2 gün rapor vermişti...yatakhane de istirahat oooooo hastalığı filan unutmuştum bir daha okuyacaktım o kitabı ama diğer kitabı da merak ettim pek şiir sevmezdim hoş okurdum Orhan Veli nin şiirlerini ezbere ama okumaya başladım şiirleri ... yapayalnız yatakhane de "akşam erken iner mapushaneye "yi okurken aslında pek de farkım olmadığını düşündüm her akşam üstümüze ağır bir demir kapı kapanıp dışarıdan sürgüleniyordu yangın çıksa çıkamayız... erkek öğrenciler 11.30 a kadar tv izleyebilirken biz 9.30 da girmek zorundaydık bir gün müdürün yüzüne bunu haykırdığımda yediğim tokadı hala unutamam ... sonra ilk ezberlediğim Ahmed Arif şiiri ;
Hasretinden Prangalar Eskittim
"seni, anlatabilmek seni. iyi çocuklara, kahramanlara. seni, anlatabilmek seni, namussuza, haldan bilmez, kahpe yalana. ard - arda kaç zemheri, kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. dışarda gürül gürül akan bir dünya... bir ben uyumadım, kaç leylim bahar, hasretinden prangalar eskittim. saçlarina kan gülleri takayım bir o yana, bir bu yana... seni bağırabilsem seni, dipsiz kuyulara, akan yıldıza, bir kibrit çöpüne varana, okyanusun en ıssız dalgasına düşmüş bir kibrit çöpüne. yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, yitirmiş öpücükleri, payı yok, apansiz inen akşamdan. bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, seni, anlatabilsem seni... yokluğun, cehennemin öbür adıdır üşüyorum, kapama gözlerini..." Üşüyorum kapama gözlerini beni vuran mısraydı sürekli tekrarlıyordum o zaman bir de içimde anlamlandıramadığım hisler vardı ilk aşk gibi bir şey bana Huberman ı veren çocuk son sınıftaydı...bense hazırlık... gidecekti..biliyordum... sürekli ODTÜ sayıklıyordu sonra olmadı İstanbul'a gitti giderken ona bu şiiri okumuştum...o ise 18 yaşının tüm ukalalığıyla Nazım
okusaydın keşke diye bir cümle kurmuştu... Öküz ne olucak:)seneler sonra gördük birbirimizi hiç bir şey yoktu geride o lisedeki çocuktan... okuduğum hiç bir kitabı okumamış, dinlediğim hiç bir kasedi bilmiyordu... oysa ben biraz da ünv.ye kadar bu hırsla okumuştum...onu göreceğim ve bak artık senin kadar herşeyi biliyorum hırsı :) oysa onun hiç bir şey bilmediği çok aşikardı...
Hafta sonunu iple çektim kitaba gözüm gibi bakmıştım. Mehmet Abi'ye kitabı verirken teşekkür ettim. Sevdin mi şiirleri dedi. şiiri ona da okudum gülümsedi .Ben bu kitabı sana hediye ediyorum.Hem hediye almamak kabalıktır dedi .Bazı insanların yüzünde ve gözünde bir ifade vardır sıcacık, insan, herşeyinizle kendinizi teslim edebilirsiniz.. Mehmet Abimin yüzü de öyle sıcak öyle insan dı ...sonra bana her hafta okumam ve geri getirmem için kitaplar verdi hepsini okudum ...sonra bir gün gittiğimde yoktu Mehmet Abi... gitmişti yerine Odtü lü bir çocuk gelmişti... o duruyordu telefonunu sordum bilmediğini söyledi o zaman daha cep teledonları yoktu...ağzından laf alırım diye konuştum ama gerçekten bilmiyor gibiydi..bana bir şiir kitabı tavsiye edip edemeyeceğini sordum .Hiç Unutmam Octavia Paz'ın şiir kitabını verdi yani daha doğrusu paramla aldım...ve hiç okumadım o kitabı. Ne zaman Octavia Paz görsem kitapçılarda gözlerim doldu ... .Mehmet Abi 'mi hiç unutmadım... ve hiç Octavia Paz okumadım ama hep Ahmed Arif yüreğimi kanattı, Nazımsa öyle olmamasına rağmen hep biraz ukalaydı, 3 insan , 3 Şair ...
2 Haziran 2008 Pazartesi
BİSİKLETİM
Akşamın serininde bisiklete binmek istiyorum, iyot, tenim,rüzgar ... ben bisiklete binmek istiyorum düşmek dizimi yaralamak bisikleti bir kenara atıp dizimden süzülen kanı izlemek kanın ılık tuzlu tadını tatmak istiyorum ,çocukluğumdan beri bilirim kanın tadını...tuhaftır kan..
tadı...sonra yaramın kabuk bağlamasını günbegün izleyip...yaralarımın kabuklarını vaktinden önce iyileşmeden soyup, kalan izlere parmaklarımla dokunmak yaralarımla kendimi sevmek istiyorum...ben beni ve herşeye rağmen sizi ve dünyayı sevmek istiyorum....
tadı...sonra yaramın kabuk bağlamasını günbegün izleyip...yaralarımın kabuklarını vaktinden önce iyileşmeden soyup, kalan izlere parmaklarımla dokunmak yaralarımla kendimi sevmek istiyorum...ben beni ve herşeye rağmen sizi ve dünyayı sevmek istiyorum....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
